Allgemein

Yağ fobisi

Yağ tüketiminin damarlarımızı tıkadığı, kalp krizine neden olduğu ilk ortaya atılışı 1950’li yıllara dayanır. Meşhur Amerikan Profesör Ancel Keys 1957 yılında başlayıp 1972’de tamamladığı bir araştırma ile yağ fobisinin yayılmasına büyük bir katkıda bulunmuştur.   

Keys, bu araştırma çerçevesi içerisinde çeşitli toplumların beslenme kültürünü kıyaslayıp sonuca varmak istemiştir. Yedi farklı ülkenin insanlarının yağ tüketimi ve beslenme ile kalp krizinin ilişkisini irdelemiştir. Ancak bu sonuçları açıklarken, aslında 22 ülkenin beslenme kültürüne dair veriler topladığını gizlemiştir. Keys sadece kendi teorisini destekleyen 7 ülke seçmiştir. Bu bilimsellikten uzak, derme çatma metotlarla yapılan çalışmanın sonunda da doymuş yağların zararlı olduğu ve kalp krizinin başlıca sorumlusu olduğu kanısına varmıştır.  

Fakat araştırmada incelenen kalp krizi oranı en yüksek ülkeler trans yağların, şeker ve karbonhidratların en çok tüketildiği ülkelerdi!  Kolay yoldan sadece doymuş yağlar baş suçlu ilan edilmişti bile, diğer risk faktörleri dikkate alan olmadı. Bu da şeker sektörünün işine gelmiş olmalı ki, teoriyi destekleyen ‘araştırmalara’ sponsor olmuştur.

60 senedir tereyağı tüketmedik, peynirin, yoğurdun light olanına rağbet ettik. Hatta yağ şişmanlatır diye cevizden, bademden, zeytinyağından bile uzak durduk.

Peki, az yağlı bol karbonhidratlı beslendik de ne oldu? Ben size söyleyeyim:

Tip 2 diyabet aldı başını gitti. Kanserler arttı. Kalp krizine bağlı ölümler çoğaldı. Alzheimer yetişkin nüfusunda sıradan bir hastalık haline geldi. Kısacası sağlığımızdan olduk!

Peki ‘doymuş yağ’ ne biliyor musunuz? Tereyağında, peynirde ve yoğurtta bulunan yağlar doymuş yağ asitlerinden oluşur. Yani binlerce yıldır tükettiğimiz ve genetik olarak aşina olduğumuz hayvansal yağlar da söz konusu, doymuş yağlardan zengin olan hindistanceviziyağı da.

Tereyağını kötüleyip yasaklayanlar bunun yerine trans yağları, kanserojen maddelerle dolu ve Omega 3 zengini ayçiçek yağını, mısır özü yağını, hatta ve hatta zamanında ‘kalp dostu’ diye tanıtılan margarini koyanlardır.

Doğru ve doğal doymuş yağların damarları falan tıkamadığı pek çok çalışmayla kanıtlandı. Örneğin aşağıda (2. link) de etiketlediğim bir araştırmada, bir kaç ay boyunca düşük karbonhidratlı beslenme verilmiştir. Araştırma çerçevesi içerisinde bir başka grup ise yağsız beslenmiştir. Şaşırtan sonuç: Düşük karbonhidratla beslenen grub daha fazla doymuş yağ tüketmiş olmasına rağmen, araştırmanın sonunda daha düşük LDL değeri göstermişlerdir.

Şaşırtan bir başka değer ise, Trigliseritler idi. Yağlı ve düşük karbonhidrat tüketenlerin Trigliserid değeri de daha düşük çıkmıştır.

Özetle araştırmanın sonucu: Yağlı ve düşük karbonhidratlı beslenme kan değerini pozitif etkiler.

Hangi yağları tercih etmeliyiz?

Özetle doğal ve işlenmemiş doymuş yağlardan korkmamıza gerek yok. Sağlıklı yağlar, zeytinyağı, tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi işlem görmemiş doğal yağlardır.

Bunlar yağda çözülen vitamin ve mineraller faydalanmanızı sağlar:  Eğer beslenmemizde yeterince yağ yoksa, bunları emilimini sağlayamayıp mahrum kalırız. Mesela kalsiyumun vücut tarafından emilebilmesi için yağa ihtiyacı vardır. Siz istediğiniz kadar A, E, D ve K vitamini zengini yiyecekler yiyin yağın yokluğunda vücudunuz hiçbirinden faydalanamaz. 

Yağ olmadan sağlık olmaz: Yağların sağlıklı olup olmadığı sorusunu cevaplamak çok basit aslında: Yağlar besin yoluyla almak zorundayız. Yağsız bir beslenme uzun vadede sağlık sorunlarına yol açacaktır.

Evet, makrolar arasında gram başına en yüksek kaloriye sahiptir yağlar. Peki, bu yüzden kilo aldırır mı? Bu soru zaten baştan saçma. Hiç bir besin öğesi tek başına kilo aldırmaz. Yağ şişmanlatmaz, aksine doğru kullanıldığında kilo verdirir. Neden? Çünkü sağlıklı yağların glisemik indeksi sıfırdır, üstelik birlikte yendikleri yiyeceklerin glisemik indeksini düşürmek gibi harika bir özelliğe sahiptirler. Böylece kendinizi saatlerce tok hissedersiniz.

Ekmeği karbonhidratı, şekeri kestiğinizde ise enerjiniz artar, açlık krizleri son bulur. Sizce hangi beslenme modeli kulağa daha sağlıklı geliyor?

Aşagıya birkaç araştırma etiketliyorum, ilginizi çekiyorsa göz gezdirebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s